Ayın Konusu

10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü 2011

10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü 2011

Prof. Dr. Peykan Gökalp

 

Bu ayın gündemini Ruh Sağlığına ayırmayı düşündük. 10 Ekimin Dünya Ruh Sağlığı Günü olması nedeniyle dünyada ve ülkemizdeki ruh sağlığı meselelerine bir mercek tutmak istedik:

 

Unutulmamalıdır ki,

Ruh sağlığı olmadan sağlık olmaz: Sağlık dendiğinde çoğunlukla beden sağlığı anlaşılmaktadır. Oysa sağlık, ruh sağlığı ve beden sağlığının bütünüdür.

Ruh sağlığı genel sağlıkla bağlantılıdır. Ruhsal hastalığı olan kişilerde sağlığa yönelik olumsuz-zararlı davranışlar artar, ruhsal sorunlar ve stres diğer bazı bedensel hastalıklara zemin hazırlar.

Ruhsal hastalıklar: Ruh sağlığı hastalıkları yaygın kanının tersine toplumun küçük bir kesiminde değil önemli bir oranda nüfusta görülür. Kişinin gerçekle ilişkilerini bozacak derecede ağır akıl hastalıklarıyla sınırlı değildir. Hatta bu tür ağır hastalıklar bütün ruhsal sorunların küçük bir oranını oluşturur.

Öte yandan sözkonusu ağır ruhsal hastalıklar da günümüzde tedavi edilebilen hastalıklar kapsamındadır ve bu hastalığı olanların tedavi haklarını eksiksiz kullanmaları yönünden etkin bir toplumsal düzenlemeye gereksinim duyulmaktadır.

Ruhsal hastalıklar toplumun bütününü ilgilendiren bir sorundur.

Ruhsal hastalıklar sık görülür, toplumun her kesimini etkiler. Tedavi edilmezlerse kişisel, toplumsal ve maddi kayba neden olur. İnsanların % 25’i yaşamlarının bir döneminde ruhsal hastalıklardan etkilenir. 75 yaşına gelmiş kişiler arasında herhangi bir ruh hastalığı yaşamış olanlar yarıdan çoktur (% 50.8). Belli bir zaman diliminde nüfusun %10’unda ruhsal hastalık görülür.

Bugün dünya üzerinde yaklaşık 450 milyon kişinin ruhsal sorunları olduğu, 20 milyon insanın da ruhsal sorunlar nedeniyle yardım arayışı içinde olduğu bilinmektedir. Birinci basamak sağlık kuruluşlarına başvuran yaklaşık her dört kişiden birinin başvuru nedeni ruhsal sorunlar ve bunların çoğu yetersiz tedavi görmektedir.

Ruh sağlığı sorunu olanların en az bir yakını olduğu düşünülürse ruh sağlığı sorununun toplumun önemli bir kesimini, hatta tamamını doğrudan ilgilendirdiğini söylemek abartı sayılmaz.

Ruh sağlığı sorunları yeti yitimine yol açar

 Yeti yitimi kişinin kendinden beklenen iş, okul, ev, toplumsal roller ve kendi bakımına ait görevlerini aksatması anlamına gelir. Birçok hastalıkta kişide yeti yitimine yol açan olumsuz etkiler ortaya çıkar.

Ruh sağlığı sorunları kişide yeti yitimine yol açması bakımından tahmin edilenin tersine ön sıralarda yer almaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’nün bir araştırmasında, dünyada yeti yitimine en çok yol açan 10 hastalık şu şekilde sıralanmıştır:

1. Depresyon

2. Demir eksikliği anemisi (Kansızlık)

3. Düşme ve ev kazaları

4. Alkol kullanımı

5. Kronik kısıtlayıcı akciğer hastalığı

6. Bipolar bozukluk

7. Doğumsal anomaliler

8. Osteoartritis

9. Şizofreni

10. Obsesif kompülsif bozukluk

Görüldüğü gibi en çok yeti yitimine yol açan 10 hastalıktan beşi ruh sağlığı ile ilgili hastalıklardır. Dünya Sağlık Örgütü’nün geleceğe yönelik öngörülerine göre; 2020’de depresyon kadınlar ve gelişmekte olan toplumlarda başta gelen yeti yitimine yol açan hastalık olacak. Ayrıca 2020’de tütün kullanımına bağlı hastalıklardan kaynaklanan yeti yitiminin de öne geçeceği tahmin edilmektedir.

Ülkemizin 15-55 yaş arasındaki nüfusunda da en yaygın hastalıklar içinde depresyon ilk beşte yer almaktadır (1. İnfeksiyon hastalıkları, 2. Mide barsak sistemi hastalıkları, 3. Tansiyon yüksekliği, 4. Eklem hastalıkları, 5. Depresyon ve anksiyete bozuklukları).

Ruh sağlığı sorunu olanlar tedaviye başvurmaktan kaçınır

Ruhsal sorunu olanların toplumdan dışlanmadığı bir tarihsel geçmişimiz olduğu halde, batılı kurumların gelişmesi, kentleşmenin ve nüfusun artışı gibi nedenlerle günümüzde ruhsal sorunu olanların damgalanması ve dışlanması da toplumsal boyutta soruna yol açmaktadır. Damgalama ve dışlama bir yandan ruh sağlığı sorunu olanların tedavi başvurusundan kaçınmasına yol açmakta, öte yandan da ruh sağlığı sorunlarının çözümüne ilişkin hiçbir geliştirme çalışması yapılmaması sonucunu vermektedir.

Ruh sağlığı hizmetleri yetersiz

Ruh sağlığı hizmetlerinin verildiği hastane yatakları yönünden Türkiye, Avrupa ülkeleri arasında en gerideki ülkedir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre ülkemizdeki ruh sağlığı yatağı, olması gerekenin  1/ 10’u (7000 / 70 000) düzeyindedir. Ülkemizdeki 100 000 nüfusa düşen ruh hekimlerinin sayısı (1,2) Dünya ortalamasının (3,6) üçte biri, Avrupa ortalamasının 7,5’ta biri düzeyindedir. Yetersiz bakım, işsizlik genel sağlık sorunları gibi sorunların aşılabilmesi içinse hala önümüzde çok uzun bir yol vardır. Ülkemizin halen resmi bir ruh sağlığı politikası yoktur. Ruh sağlığı hizmetlerinin örgütlenmesi yetersizdir. Bu konuda halen çalışmakla birlikte, toplumun bilgilendirilmesi ve duyarlılığının arttırılması hepimizin acil önceliğidir.

Dünya Sağlık Örgütü bu ve benzeri verilerden yola çıkarak DSÖ Avrupa Bölgesi üyesi ülkelerdeki ruh sağlığı hizmetlerinin düzenlenmesi ve geliştirilmesi için Helsinki’de 12-15 Ocak 2005’te Sağlık Bakanları düzeyinde çok önemli bir toplantı düzenlemiştir.

B u toplantıda belirlenen öcelikler şu şekilde sıralanmıştır:

  1. Ruh sağlığının iyi olmasının önemine dair toplumda, sağlık meslek gruplarında bilinç geliştirmek.
  2. Önyargı, ayrımcılık ve eşitsizlikle aynı anda mücadele etmek, ruh sağlığı sorunları olan insanları desteklemek ve onların bu sürece etkili olarak katılımını sağlamak.
  3. Sağlığı geliştirmeyi, önlemeyi, tedaviyi, rehabilitasyonu, bakımı ve iyileşmeyi kapsayan bütünlüklü ve etkili ruh sağlığı sistemleri tasarlamak ve uygulamak.
  4. Bu alanlarda etkili, uzman ekipleri oluşturmak.
  5. Hizmetlerin planlanması ve geliştirilmesinde temel noktalardan biri olan hizmeti kullananların ve hasta yakınlarının deneyim ve bilgilerinden yararlanmak, onları sürece dahil etmek
  6. Ruh sağlığı konusunda hassas gruplar olan çocukların, gençlerin, kadınların ve yaşlıların ruh sağlığına yönelik programlara ağırlık vermek
  7. Ağır ruh sağlığı sorunları olan insanlara toplum içinde, soyutlanmadan etkili ruh sağlığı hizmetleri sunmak

 Herkesi ülkemizdeki ruh sağlığı hizmetlerinin geliştirlmesi için işbirliğine çağırıyoruz.

Unutulmamalıdır ki, ruh sağlığı olmadan sağlık olmaz.