Ayın Konusu

Şişmanlık ve Obezite

 Sağlığımızı korunmak ve vücudumuzun ihtiyaçlarını karşılamak için temel besin gruplarının her birinden (et-yumurta-kuru baklagiller, süt-yoğurt, sebze ve meyveler, tahıl grubu gıdalar ve yağlar) dengeli bir şekilde tüketmeliyiz.

Şişmanlık nedir?

Şişmanlık, besinlerle alınan enerji miktarı ile enerji harcanması arasındaki kronik dengesizliğe bağlı olarak beden yağ kütlesinin, yağsız kütleye oranının aşırı artması sonucu, boya göre ağırlığın arzu edilen düzeyin üzerine çıktığı multi-faktöriyel bir hastalıktır. Kısaca alınan enerjinin ,harcanan enerjiden fazla olmasında şişmanlık ortaya çıkar diyebiliriz.

Şişmanlığa neden olan etkenler nelerdir?

Kalıtımsal faktörler, enerji alımı ve harcanmasındaki dengesizlikler, fiziksel aktivite azlığı, hormonal etmenler, psikolojik sorunlar, şişmanlığa yol açan en büyük etkenler olarak sıralanabilir. Bununla bağlantılı olarak şişmanlıkla birlikte kalp damar hastalıkları, solunum sistemi bozuklukları, ortopedik sorunlar, endokrin ve metabolik bozukluklar da ortaya çıkmaya başlar

Şişmanlığın sebep olduğu hastalıklar nelerdir?

Şişmanlık ile birlikte kalp hastalıkları,

Yüksek tansiyon,

Diabet (şeker hastalığı),

Safra kesesi hastalıkları,

Bazı kanser türleri,

Kemik-eklem rahatsızlıkları,

Solunum rahatsızlıkları,

Adet düzensizlikleri,

Kısırlık gibi hastalıkların oluşum riski de artmaktadır.

Türkiye’de son 10 yılda yetişkinlerde şişmanlık oranında bir artış var mıdır?

 Şişmanlık mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalık olup , günümüzde Türkiye’de ve dünyanın birçok ülkesinde şişmanlık sıklığındaki artış tehlikeli boyutlara varmıştır. Türkiye’de son 10 yılda yetişkinlerdeki şişmanlık oranı erkeklerde yüzde 3, kadınlarda yüzde 30’a ulaşmıştır. Türkiye’de toplam şişmanlık oranı yüzde 26 civarındadır. Böylesine yaygın ve gitgide artan bir hastalık, vücudumuzdaki sistemlerin büyük çoğunluğunu doğrudan ya da dolaylı olarak olumsuz yönde etkilemektedir.

 
Zayıflamak veya formda kalmak için nasıl bir yöntem uygulamalıyız?

-Az az ve sık sık yemek yemeliyiz. 3 ana ve 2-3 ara öğün yenmelidir. Kesinlikle öğün atlanmamalıdır.

-Düzenli olarak yürüyüş yapılmalıdır. Haftada 3 kez 50 dakika yürüyüş yapmak formda kalmamız yanında ,kalp-damar sağlımız içinde en iyisidir.

-Formda kalmak veya kilo vermek için her gün 8-10 bardak (1,5-2 litre) su tüketmeliyiz. Ayrıca sabahları aç karnına içilen 2 bardak su , bağırsakların çalışmasını ve toksinlerin atılmasını da sağlamaktadır.

- Su içmekte zorlanan kişiler , su içme alışkanlığını edinebilmek için yavaş yavaş miktarı artırabilirler. Örneğin günde 5 bardak su içmekle başlayıp ve birkaç gün sonra  1 bardak artırılır. Bu miktarı arttıra attıra günde 8-10 bardağa kadar çıkılır. Kesinlikle su içilemiyorsa bitki çaylarından da içilebilir.

-Yediğimiz yemeği çok iyi çiğnemeli ve yavaş yemeliyiz. Yemek yerken başka bir şeyle meşgul olunmamalıdır.

-Sabahları mutlaka kahvaltı yapılmalıdır. Kahvaltı yapmayan kişilerin okul ve iş başarıları düşmektedir.

-Yüksek kalorili yiyecekler el altında bulundurulmamalıdır. Evimize bu tür kalorisi yüksek yiyecekleri (kuruyemişler,çikolata,tatlı, cips, kurabiye, kek vb) bulundurmak , sıkıntı anımızda bu tür yiyecekleri kolaylıkla yememize ortam sağlar.

-Yağlı yiyeceklerden ,kızartmalardan uzak durulmalıdır.

-Yemeklerinizi sıvı yağlarla pişirmeli, katı yağ ve margarin kullanmamalıdır.

-Tatlı tüketmek istenildiğinde sütlü tatlılar tercih edilmelidir.

-Uykularımız düzenli olmalıdır. Her gün 7-8 saat uyku uyumaya özen göstermeliyiz. Yapılan çalışmalar az veya fazla uyku kilo aldırdığını söylemektedir.

Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beslenme ve Diyet Polikliniği´nde ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?

İnsanların besin ihtiyacı yaşa, cinsiyete, aktivite durumlarına veya hastalıklarına göre değişmektedir. Bu yüzden Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beslenme ve Diyet bölümü olarak bireye özgü diyet programları hazırlamaktayız.

 Beslenme ve Diyet Polikliniğimizin amacı; sağlıklı beslenmeyi öğretmek veya herhangi bir sağlık sorunuyla gelen kişilere beslenme davranış değişikliği sağlayabilmektir.

Bunun için ilk muayenede bireylerin ayrıntılı olarak beslenme alışkanlığı gözden geçirilir.  Özel bir tartı yardımıyla kişilerin vücut yağ –kas oranı ve mevcut yağın vücutta ki dağımı tespit edilir.

Bu ölçüm sonrasında kişinin yaş, boy, cinsiyet, fiziksel aktivite, kan bulguları ve beslenme alışkanlıkları doğrultusunda kişiye özel bir beslenme tedavisi planlanır ve düzenli olarak takibi yapılır.

 Polikliniğimiz şişmanlık, diyabet, sindirim sistemi hastalıkları, böbrek hastalıkları, karaciğer hastalıkları, kalp-damar hastalıkları, gebe-emzikli dönemi, çocuk ve ergenlik dönemindeki şişmanlık gibi özel durumu bulunan kişilere de beslenme programlarının düzenlenmesi, eğitimlerinin verilmesi ve takibinin yapılması gibi hizmetler sunmaktadır.