Ayın Konusu

Diyabet

ÇAĞIMIZIN SAĞLIK SORUNU… DİYABET

 

Tüm dünyada ve ülkemizde diyabet ve diyabete bağlı sağlık problemleri çok sık görülmektedir. Bu nedenle, her yıl 14 Kasım günü, farkındalık yaratmak amacı ile dünya diyabet günü olarak kutlanmaktadır.

Diyabet, pankreasın yeterli insülin üretememesi veya vücudun ürettiği insülini etkili bir şekilde kullanamaması sonucu oluşan ve ömür boyu süren, kronik bir hastalıktır. Diyabet aslında, kan şekerinin yüksek seyrettiği bir metabolik hastalıktır. Sağlıklı bir kişide sabahları ölçülen açlık kan şekeri 100 mg/dl altındadır. Karbonhidrat metabolizması bozulmaya başladığında, açlık kan şekeri 100 mg/dl üzerine çıkma eğilimindedir.

Ailesinde diyabet olanların hastalığa yakalanma riskleri daha fazladır. Kilo artışı ile diyabetik olma riski de artar. Aldığımız besinler, vücudun başlıca yakıtı olan glukoza dönüşmek üzere bağırsaklarımızda parçalanırlar. Sağlıklı bireylerde, kana geçen glukoz, pankreastan salgılanan insülin hormonu yardımı ile hücrelerin içine taşınır. İnsülin hormonu, vücudumuzda olmaz ise yada etkisi bozulmuş ise glukoz hücre içine taşınamayacağı için, glukoz kanda artar. Açlık kan şekeri 126 mg/dl üzeri veya tokluk kan şekeri 200 mg/dl üzeri olduğunda kişiye diyabet tanısı konur. Kan şekeri kontrol edilemediği takdirde, toksik etkiler damarlar üzerinde görülür. Gözler, böbrekler, sinir uçları, kalp ve beyin damarları gibi pek çok organda ve dokuda kalıcı hasar oluşur.

Diyabetin, tip 1, tip 2 ve gebelik diyabeti gibi başlıca tipleri vardır. En sık görüleni,tip 2 diyabetdir. Bu tip diyabet gelişmeden önce yıllarca süren bir gizli şeker, prediyabet dönemi vardır. Prediyabet, bozulmuş açlık glukozu, sabah açlık kan şekerinin 100-125 mg/dl arasında olması ve bozulmuş glukoz toleransı, şeker yükleme testinde, 2. saat kan glukozunun 140-199 mg/dl olmasını kapsar. Gizli şekerin en önemli özelliği, bu evrede de kalp ve damar hastalıkları riskinin artmış olmasıdır. Bu evredeki hastalar, glisemik indeksi düşük, sağlıklı beslenme ve düzgün yapılan egzersiz ve yürüyüşlerden çok fayda sağlarlar.Tip 2 diyabet, genetik zeminde, obezite ve fiziksel inaktiviteye bağlı olarak gelişir. Hareketsiz yaşam tarzı ile artan insülin direnci, yıllar içinde pankreastan insülin salgılanmasını da bozabilir. Tip 2 diyabet artık genç obezlerde de ortaya çıkabilmektedir ve yaşlanma ile sıklığı artar.

Çocukluk ve puberte çağında başlayan, pankreas beta hücrelerinin harabiyetine bağlı gelişen ve mutlak insülin eksikliği ile seyreden diyabete, tip 1 diyabet adı verilir. Tip 1 diyabet, genetik yatkınlığı olan kişilerde, genellikle viral infeksiyonlar, stres ve travma ile tetiklendiği düşünülür. Genelde, pankreas beta hücrelerinin oto immün harabiyeti söz konusudur ve tedavisinde mutlaka insülin uygulaması yapılmalıdır.

Gebelik esnasında ortaya çıkan diyabete, gestasyonel diyabet adı verilir. Gebelikte uygulanan şeker tarama testleri ile tanı konur. Doğumdan sonra genelde düzelir, ancak bu kişilerin ileride tip 2 diyabete yakalanma olasılıkları çok yüksektir. Gebelik şekerinde, uygulanan diyet, yürüyüş ve gerekirse insülin tedavisi sorunu çözmektedir.

Diyabet ile birlikte ve yıllar içinde bazı önemli komplikasyonların görülme olasılığı artar. Kardiyovasküler hastalıklar, kronik böbrek yetmezliği, göz damarları ve retinasının tutulması, ayaklarda ve bazen ellerde uyuşma, karıncalanma, ağrı ve güçsüzlük, diyabetik ayak ülserleri bunların başlıcalarıdır. Bu komplikasyonları önlemek için kan şeker seviyesi kontrolü ve birlikte görülen yüksek tansiyon tedavisi çok önem kazanır.

Diyabet oluşmasını önlemek ve oluştuktan sonra da, sağlıklı beslenme ve egzersiz en önemli yere sahiptir. Bugün, tip 2 diyabetiklerde kan şekeri kontrolü sağlamak üzere elimizde bir çok farklı etki mekanizmaları olan ve ağızdan alınan ilaçlar vardır. Tip 1 diyabet ve tip 2 diyabetin bazı özel durumlarında, insülin tedavisi, en uygun seçenek olarak karşımıza çıkar. Gün boyu etkisini sürdüren bazal insülinler ve yemek öncesi kullanılan kısa etkili insülinler, kan şeker kontrolünü etkin olarak sağlarlar.

Sık idrara çıkma, ağız kuruluğu, çok su içme, sürekli açlık hissi, kilo kaybı, bulanık görme, yemek sonu uyku bastırması, yorgunluk ve halsizliği olanların kan şeker seviyelerini ölçtürmelerinde büyük yarar vardır. Unutmayın, diyabette erken tanı ve etkili tedavi, ileride oluşabilecek birçok komplikasyonu önleyecek veya en azından geciktirecektir.

Diyabetsiz, sağlıklı bir yaşam dileğiyle, saygı ve sevgilerimi sunarım.

 

Dr. Eşref M. Özer

Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi

Endokrinoloji Uzmanı