Ayın Konusu

Baş Dönmesi ( VERTİGO )

BAŞ DÖNMESİ   (VERTİGO)

Eğer vertigo kelimesini duyduğunuzda, aklınıza sadece Alfred Hitchcock'un ülkemizde yükseklik korkusu adıyla gösterilen filmi ya da ünlü İrlandalı müzik topluluğu U 2'nun 2004 yılında çıkardıkları albümlerindeki şarkıları geliyorsa çok şanslısınız demektir. Bu, sizin veya yakınlarınızdan birinin, kimi zaman insanı hastane acil servislerine başvurmayı gerektirecek kadar perişan eden vertigo (baş dönmesi), bulantı, kusmayı hiç yaşamadığınız anlamına gelir.


Latince dönmek anlamına gelen vertigo terimi, tıpta hastanın kendisinin veya tüm çevresindeki nesnelerin döndüğünü hissettiği durumu tanımlamak için kullanılır. Yani vertigo bir hastalık değil, kimi iç kulak ve sinir sistemi hastalıklarında ortaya çıkan bir belirtidir. Hasta dairesel dönme şeklinde bir hareket hissetmektedir. Şiddetli vertigo durumunda hasta hareket edemez ve sıklıkla mide bulantısı ve kusma baş dönmesine eşlik eder. Hastaların bir kısmı dengesizlik, göz kararması, sersemlik hali gibi, gerçek anlamda baş dönmesi (vertigo) ile ilişkisi olmayan durumları tanımlamak için de baş dönmesi tanımını kullanırlar. Gerçek baş dönmesi (vertigo) en sık iç kulak hastalıkları sonucu, daha nadir olarak ta beyin ve beyincikle ilgili hastalıklarda ortaya çıkar. Alkol ve bazı ilaçlar da baş dönmesine yol açabilir.

Denge Sistemi Anatomisi

İç kulak ta işitme ve denge organları birbirleriyle yakın komşuluk halinde yerleşmişlerdir. Salyangoz esas işitme organını, 3 yarım daire kanalı (dış, üst ve arka yarım daire kanalları) ve bunlara komşu 2 kesecik de denge organını oluşturur. Bu denge sistemi genel olarak vücudun konumunu, hareket ediyorsak hareketin doğrusal mı veya açısal mı (dönme şeklinde hareket) olduğunu ve hareketin yönünü algılamamızı sağlar. İç kulaktaki denge organı, kaslarımız ve eklemlerimize yerleşmiş olan gerginlik ve konum algılayıcılar ve gözlerimiz, kabaca gövdemizi dengede tutan 3 bacak olarak tanımlanabilir. Bu 3 bacaktan birinin devre dışı kalması durumunda, diğer 2 si onun görevini üstlenir. 

Dinlenme anında sağ ve sol taraf iç kulaktan beyine sürekli birbiriyle uyumlu ve eşit mesajlar yollanmaktadır. İç kulağı etkileyen bazı hastalıklar birbiriyle uyumlu bu mesajlarda bir bozulma ve bir tarafın diğer tarafa göre daha yoğun mesaj yollamasına neden olur ve bedenimiz hareketsizken beynimizin çoğu kez dönme şeklinde bir hareket algılamasına yol açar. 


Baş Dönmesine Yol Açan İç Kulak Hastalıkları Nelerdir, Tedavileri Nasıldır?


• Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo:

Vertigoya yol açan hastalıklar içinde en sık görülen ve en kolay tedavi edilebilen iç kulak hastalığıdır. Bu hastalıkta, iç kulakta yerleşmiş olan keseciklerin içindeki algılayıcı organcıklarının üzerinde bulunan kristaller bulundukları yerden koparak yarım daire kanallarının (en sık arka yarım daire kanalı) içine girer. Kanal içindeki sıvıda yüzen kristaller algılayıcı organda hareketle ortaya çıkan abartılı bir sinyal artışına yol açar. Bu da bilincimize baş dönmesi olarak yansır. Bu hastalıkta başı özellikle belirli bir yöne döndürmekle, öne eğilmek veya yukarı kaldırmakla ortaya çıkan ve en fazla bir kaç dakika süren şiddetli baş dönmesi, bulantı ve bazen kusma oluşur. 

Bu hastalığın tedavisi gövde ve başa ‘Epley manevrası' adı verilen bazı hareketler yaptırılarak kristal parçacıkların yarım daire kanallarından uzaklaştırıp, keseciklerin içine geri atılması şeklindedir. Çok başarılı olan bu yöntem sayesinde bu hastalık tedavisi en kolay baş dönmesi hastalığı olmuştur. Bu hastalık hastaların bir kısmında tekrarlasa da, aynı manevraların uygulanmasıyla yeniden kolaylıkla tedavi edilebilir.


Epley manevrasının yapılışı: 


 


• Vestibuler Nörit: 

Nezle veya soğuk algınlığı gibi bir enfeksiyonun ardından haftalar sonra ortaya çıkan şiddetli baş dönmesi, bulantı ve kusma ile karakterize bir hastalıktır. Bu hastalık virüsün veya ona karşı vücutta oluşan bağışıklık yanıtının iç kulaktaki denge organı veya ondan çıkıp beyine giden denge sinirini etkilemesiyle oluşur. Bu hastalıkta baş dönmeleri bazen günler, bazen haftalar sürer. Tedavisi istirahat ve baş dönmesinin şiddetli olduğu dönemlerde baş dönmesi ve bulantıya karşı bazı ilaçlar kullanılmasıdır. Bu hastalık bir süre sonra kendiliğinden düzelmektedir 

• Meniere Hastalığı:

İlk kez 1800 lerde Meniere adlı Fransız doktor baş dönmesi, kulak çınlaması ve işitme kaybı olan bir hasta tanımlamıştır. Daha sonraları iç kulak sıvılarında nedeni tam bilinmeyen bir basınç artışına bağlı olarak gelişen bu hastalığa ilk tarif eden doktorun adı verilmiştir. Ataklar halinde gelen baş dönmesi ve sıklıkla ona eşlik eden hasta kulakta hissedilen çınlama, dolgunluk ve basınç hissi ve işitme kaybıdır. Bu hastalık bir kulakta başlayıp, zaman içinde diğer kulağı da etkileyebilir. Hasta kulakta zaman içinde işitme kaybı kalıcı bir hal alabilir. Bu hastalığın tedavisi tuzsuz diyet, bazı idrar söktürücüler ve hastaları büyük kısmı tarafından yararlı bulunan bazı ilaçlardır. Bu tedavilere karşın düzelmeyen baş dönmesi atakları nedeniyle bazı hastalarda kimi cerrahi tedaviler gerekebilmektedir. 

Yukarıda belirtilen en sık görülen nedenler dışında iç kulak zarcıklarında yırtılma, iç kulak enfeksiyonları, iç kulak damarlarında tıkanma, kafa travması, orta ve iç kulakla ilgili bazı cerrahi girişimler, alkol ve bazı ilaçlar da baş dönmesi oluşturabilir. 


Baş Dönmesine Yol Açan Beyin ve Beyincik Hastalıkları Nelerdir?

Baş dönmesi hisseden hastaların daha az bir kısmında sorun beyin, beyin sapı ve beyincik gibi organlarda olabilir (damar tıkanıklıkları, kanamalar, tümörler vb.). İç kulaktan kaynaklanan baş dönmelerine kıyasla daha ciddi olan bu durumlarda, genellikle hastanın baş dönmesine ilave rahatsızlık, belirti ve bulguları olur. Bir nöroloji uzmanının devreye girmesini veya bazı ciddi ameliyatları gerektiren bu hastalıkların tedavileri, iç kulaktan kaynaklanan baş dönmelerine kıyasla daha güçtür. 


Deniz veya Taşıt Tutması Nedir?

Deniz taşıtları veya motorlu kara araçları ile yolculuk sırasında ortaya çıkan baş dönmesine deniz tutması veya taşıt tutması adı verilir. Gerçek anlamda bir hastalık değildir ancak iç kulakta yerleşmiş olan denge organının aşırı duyarlılığı olarak tanımlanabilir. Kimi zaman bulantı ve kusma da bu duruma eşlik eder. Kimi insanlar için yolculuklar sırasında bu durum çok ciddi sorun oluşturabilir. Sallantılı bir yolculuk sırasında iç kulaktan beynimize hareketle ilgili pek çok mesaj gitmektedir. Ancak o sırada etrafı görmeyen kapalı bir yerde bulunuyorsak veya gözlerimiz dışarıyı izlemek yerine başka bir işle meşgulse, hareket algılamayan ve beynimize sabit durduğumuz mesajını yollayan gözlerimiz ve sürekli olarak sallantıyı algılayan ve hareket ettiğimiz mesajını yollayan iç kulağımızın birbiriyle çelişen mesajları baş dönmesi bulantı ve kusmaya yol açabilir. 

Deniz yolculuğu sırasında kamarada bulunmak yerine güverteye çıkmak, kara yolculuğunda bir şeyler okumaktan kaçınmak ve camdan dışarıyı izlemek ve yolculuk öncesi veya sırasında alacağımız bazı ilaçlar taşıt tutması ile başa çıkmamızı kolaylaştırabilir. 

Sonuç olarak gerçek baş dönmesinin çoğu kez iç kulakla, kimi zaman da beyin ve beyincikle ilgili rahatsızlıklardan kaynaklandığını vurgulamak isteriz. Dairesel bir hareket şeklinde algılanan baş dönmesi ile birlikte bulantı ve kimi zaman da kusma yakınmaları olan hastaların çoğunda sorun iç kulaktadır. Bu nedenle sizin için sorun olan baş dönmesi ortaya çıktığında öncelikli olarak bir kulak burun boğaz uzmanından yardım istemenizi öneririz.



Prof.Dr. Çetin Vural
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı